ZİHİN GELİŞİMİNDE YAPBOZLARIN ÖNEMİ

Muhtemelen şimdiye kadar çocukların zihin gelişimi için yapbozların ne kadar önemli olduğunun sıklıkla yinelendiğini duymuşsunuzdur. Bu yazımızda yapbozların zihin gelişimi açısından neden bu denli önem taşıdığına değinip yaş gruplarına göre kaç parçalı yapbozların uygun olduğuna dair bilgi vermeye çalışacağız.

Chicago Üniversitesi’nce yürütülen bir araştırmaya göre 2-4 yaşları arasında yapboz oynayan çocuklar, ilerleyen yaşlarda yaşıtlarına kıyasla daha iyi uzamsal beceriye sahip olmakta. Bu çalışmada gün içinde çocuklarıyla yapboz oynayan ebeyvenlerin video kayıtları incelenmiş ve 26-46 ay arasında yapboz oynayan çocukların 54 aylıkken yaşıtlarından daha üstün uzamsal beceriye sahip oldukları gözlenmiştir. Bunun da ötesinde, Stockholm Beyin Enstitüsü’nde Prof. Torkel Klingberg liderliğinde yürütülen çalışmalarda beyin biyokimyasının çeşitli alıştırmalarla değiştirilip geliştirilebileceği kanıtlanmıştır.

Peki yapbozlar bu resimde tam olarak nerede durmakta?

Yapbozların çocuklarımızın zihinsel gelişiminde etkili olduğu alanları şöyle listeleyebiliriz:

  • El-göz koordinasyonu: Psikologlar, çevreleriyle aktif bir ilişki içine giren ve eylemleriyle kendi çevrelerinde bir takım değişiklikler yapabildiklerini fark eden çocukların beyin gelişiminin hızlandığına dair veriler edinmiştir. Üzerinde uğraş verildikçe şekil değiştirip tamamlanabilen yapbozlar tam da bu noktada çocuklara önemli fırsatlar sunar.
  • İnce motor becerileri: Yapbozlar aynı zamanda çocuklarımızın ince motor becerilerinin gelişmesine de katkı sağlar. İnce motor becerileri hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız
  • Problem çözme becerileri: Çocuklar yapboz parçalarına bakıp hangi parçanın nereye uyduğunu keşfetmeye çalışırken bu çok önemli becerilerini de bir yandan geliştirmektedirler. Yapbozları çözmek için hile yapmak söz konusu olamayacağından çocuklar zihinlerini zorlayıp mantıklı düşünme yoluyla bu sorunu çözmeye çalışacaklardır.
  • Farklılıkları görme: Yerine oturtmaya çalıştıkları parçanın aslında oraya ait olmadığını anlayan çocuklar bu çok temel zihinsel becerilerini de geliştirmiş Böylelikle karmaşık bir resimdeki ufak parçaları daha yakından inceleyip aralarındaki farklılıkları görmeyi öğrenebilirler.
  • Hafıza: Yapbozlar aynı zamanda çocuklarımızın hafıza ve bilgileri akılda tutma becerilerini de geliştirir. Bir parçanın doğru yerini bulamayıp onu kenara koyduklarında vakti geldiğinde daha önce denemiş oldukları o parçayı bulabilmeleri gerekecektir.

Görüldüğü gibi yapbozlar çocuklarımızın gelişiminde büyük önem taşır. Peki ama çocuklarımız için doğru yapbozu nasıl seçebiliriz?

Çocuklarımız için alacağımız ilk yapboz 3 ya da 4 parçalı olmalıdır. Böylelikle çocuk parçalara tek tek odaklanma ve sorun çözme becerilerini geliştirmeye başlar. Üreticilerden gelen tavsiyelere göre çocuklarımızın yaşlarına göre yapbozların parça sayıları arasındaki ilişki şu şekilde olmalıdır:

  • 2-3 yaş                       > 4 ila 12 parça
  • 3-5 yaş                       > 12 ila 50 parça
  • 5-6 yaş                       > 50 ila 100 parça
  • 6-7 yaş                       > 100 ila 200 parça
  • 7-8 yaş                       > 200 parça
  • 8-12 yaş                     > 300 parça
  • 12 yaş ve üzeri           > 500+ parça

Elbette ki bu veriler ortalama değerlerdir ve çocuktan çocuğa değişiklik gösterebilir.

Reklamlar

Blogger Röportajları – 1 (Bebek Büyütüyorum)

KidoMani ekibi olarak blog paylaşımlarına çok önem veriyoruz. Kendi blog sayfamızda değineceğimiz konuları titizlikle belirleyip farklı uzman görüşleri almaya çalışırken bir yandan da ilgimizi çeken, bizi bilgilendiren ve keyifli bir okuma deneyimi sunan blog sayfalarını da takip etmeye gayret gösteriyoruz. Bu bağlamda beğeniyle takip ettiğimiz blog sayfalarının sahipleriyle gerçekleştireceğimiz bir röportaj dizisi başlatıyoruz.

Paylaştıkları her yeni yazıyla en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı yetiştirirken yaşadığımız keyifli, sıkıntılı, neşeli an ve anıların paylaştıkça daha da değer kazandığını; kimimiz için sıradan olan bir bilginin bir başkası için ufuk açıcı olabileceğini hatırlatan blog sahiplerine bir kez daha teşekkür ediyor ve sizlere keyifli okumalar diliyoruz.

İşte ilk röportajımız…

 1. Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adım Gamze Erkal. Bebek Büyütüyorum adlı bloğun sahibiyim. Bandırma’da yaşıyorum. Şuanda dijital pazarlama ve sosyal medya işinde çalışmaktayım. 8,5 yıllık evliyim ve biri 2,5 diğeri 6 olmak üzere 2 çocuk sahibiyim.

 2. Blog yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

Blog yazmaya eşimin ve abisinin tavsiyeleri ve motivasyonu sayesinde 2006 yılının Aralık ayında başladım. Yazmaya başladığımda Elif’e hamileydim ve artık doğuma az bir zaman kalmıştı. O zaman ailemden ve sevdiklerimden çok uzakta yaşıyordum. Bloğu kurarkenki amacım tüm sevenlerimin Elif’in gelişimini blog üzerinden takip etmesini sağlamaktı. Sonra başka başka ziyaretçilerim olmaya başladı ve onlardan yorumlar almaya başladım. Bu da beni çok motive etti ve daha sık yazmaya başladım.

 3. Blog sayfanızı ne sıklıkla güncelliyorsunuz? Katkıda bulunan başka yazarlar var mı?

Kişisel bir blog olduğu için sadece ben yazıyorum. Güncelleme sıklığım biraz işlerden güçlerden ve çocuklardan vakit bulmama bağlı olarak değişiyor. Bazen haftada iki üç yazı yazarken bazen birkaç hafta yazamadığım da oluyor.

 4. Bloggerlar aslında sanal dünyada önemli bir görev üstlenmiş durumdalar. Sıradan olmayan ve kendi deneyimleriyle şekillenen bir içerik üretiyorlar. Hatta bazı bloglar çeşitli konularda öneriler yahut deneyimlerin paylaşıldığı bir platform işlevi de görüyor. Siz kendi sayfanızda yayımlayacağınız yazı konularını nasıl belirliyorsunuz?

Yazılarım ilk başlarda daha çok bebeğimin gelişimi ile ilgiliydi. Bu hafta ne yaptı, ne dedi, ne yedi gibi. Sonrasında deneyim kazandıkça deneyimlerimi paylaşmaya başladım. Tavsiyelerde bulunuyorum zaman zaman. Şimdi çocuklarım büyüdüğü için daha çok paylaşmaya değer bulduğum iyi ve kötü deneyimlerimizi anlatıyorum.

5. Siz hangi blogları takip ediyorsunuz?

İşim gereği birçok farklı konuda bloğu takip ediyorum. Kişisel olarak beğendiğim çocuklarımızın da yaşlarının tuttuğu bazı bloglar var. Onlara özel olarak vakit ayırıyorum. Blogcu anne, pratik anne, aylin anne, bunlardan sadece bazıları. Aslında o kadar çok blog var ki okumaya değer…

 6. Blog yazmaya başlayacak anne/babalara tavsiyeleriniz nelerdir? Nereden başlamalılar? Nelere dikkat etmeliler?

Önce iyi bir tema seçilmeli. Tema seçimi ziyaretçilerin gezinmesi ve beğenmesi açısından çok önemli. Görsel koyulan blogların daha ilgi çektiğini düşünüyorum. O nedenle her yazıya çok fazla değil ama birkaç tane görsel koyulmalı. Sık sık yazmalılar ve yazıları muhakkak ki özgün olmalı. Yaratıcı fikirler ve sosyal bilinçlendirme konuları çok ilgi çekiyor. Bir de bloglarının facebook sayfalarını açıp takipçi sayılarını arttırabilirler. Bloglarına muhakkak sosyal paylaşım butonları koysunlar.

7. Blog sayfanız dışında başka mecraları da (Twitter, Facebook vb.) kullanıyor musunuz?

Evet sosyal medyayı etkin olarak kullanan biriyim ama daha çok kişisel olarak kullanıyorum. Bebek Büyütüyorum’un facebook hesabını açmadım.

8. Online alışveriş hakkında düşünceleriniz nedir? Çocuğunuz/çocuklarınız için online alışveriş yapıyor musunuz?

Online alışverişin özellikle son dönemde ortaya çıkan birçok özel alışveriş kulüpleri sayesinde çok hızlı bir şekilde arttığını düşünüyorum. Her ürüne her yerden ulaşabilme imkanı çok güzel bence. Ben Bandırma’da yaşayan biri olarak ilçemizde birçok markaya ya da özellikli bazı ürünlere ulaşma imkanım yok. O nedenle online alışverişi çok uzun zamandır tercih ediyorum. Zaten online alışveriş ihtiyacım Diyarbakır’da yaşarken o zaman daha bebek olan kızımın birçok ihtiyacını karşılamak üzere başladım. Şuanda daha çok onlara kıyafet alıyorum. Bazen burada bulamadığım oyuncakları da aldığım oluyor.

 9. Bir bebek sözlüğü derlemek istiyoruz. Çocuk/çocuklarınızın herhangi bir nesne için kullandıkları kendilerine özgü kelimeler var mıdır? Örneğin benim kızım domatese uzun süre monino dedi.

Benim oğlum da uzun süre gemi gibi denizde giden her şeye “doydoy” derdi. Arabaya “fuççu” diyor hala. Kaplumbağa da “kapakob”… Suya ise “çiççi” dedi uzun süre. Aklıma şimdilik bunlar geldi.

10. Son olarak KidoMani takipçileriyle çocuk yetiştirmeye dair eğlenceli bir anınızı paylaşabilir misiniz?

İki çocuklu bir anne olarak aslında onlarla geçen her anım zor olduğu kadar eğlenceli de. Onların paylaşımlarını görmek, beraber oyun oynamalarını izlemek, zaman zaman kavgalarını izlemek bile çok eğlenceli. Emre daha küçükken zaman zaman aklım öyle karışırdı ki…Birgün dışarı çıkacağız, Emre daha yeni ayaklanmış kapının önünde telaşe içindeyim. Yalnızım. Bir yandan Elif’i bir yandan da Emre’yi giydirmem gerekiyor. Emre’nin fermuarını çektikten sonra bir de baktım ki ona Elif’in pembe paltosunu giydirmişim. O da, Elif de bana garip garip bakıyor. Buna benzer karışıklıkları o dönem ara ara yaşardım ve kendime gülerdim.

Gamze Hanım’a bir kez daha çok teşekkür ediyor, kızı ve oğluyla bir resmini aşağıda paylaşıyoruz:

Yatma Vakti!

 

Çocuklarımıza küçük yaştan başlayarak uyku zamanlarında kitap okumanın çeşitli faydaları vardır. Onlara yatmadan önce okuyacağımız hikaye yahut masallar bir yandan hayal güçlerini geliştirirken öte yandan dinleme ve dil gelişimlerine de katkı sağlayacaktır. Bu katkılarının yanı sıra, yatma vaktinde kitap okuma alışkanlığı çocuğunuzla aranızdaki bağı güçlendirirken doğal ve sağlıklı bir uyku ritüeli oluşturmanıza da katkı sağlayarak uyumaya karşı tepkili çocukların dahi yatma vaktini eğlenceli bir zaman olarak görmelerini sağlayabilir.

Bebeğiniz 3 ya da 4 aylıkken ona basit cümleler içeren kitaplar okumaya başlayabilirsiniz. Birkaç ay sonra renkli resimler içeren kitaplara geçerek resimleri ona gösterebilir ve okurken ses tonunuzu değiştirerek ilgi ve dikkatini çekmeyi deneyebilirsiniz.

Çocuğunuz 5 ya da 6 yaşına geldiğinde kendi sevdiği kitapları seçerek yatmadan önce okumasını yahut okumaya çalışmasını teşvik edebilir; okuma saatini uzatarak sizin ona okuduğunuz kitaplarla ilgili karşılıklı konuşabilir ve ertesi gün okuduğunuz kitaplarla ilgili olarak “En çok hangi karakteri sevdin?”, “Kendini en çok hangi karaktere yakın hissettin? Neden?” gibi sorularla daha interaktif bir okuma deneyimi yakalayabilirsiniz.

Çok geçmeden masal ve çocuk hikayelerini yüksek sesle okumanın sizin için de çok keyifli bir deneyim ve güzel bir alışkanlık haline geleceğine emin olabilirsiniz.

Bu konuyla ilgili yeni yazılarımızda daha büyük çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılmasıyla ilgili bilgiler de paylaşmaya çalışacağız.

Bebek Odası Dekorasyonu

Doğumdan önce yapılan en güzel faaliyetlerden biri de hiç kuşkusuz ailenize katılacak en yeni bireyin odasını dekore etmektir. Bu süreçte işlevsellik ve güvenliği kontrol altına aldıktan sonra geriye yalnızca hayal gücünüzü serbest bırakmak kalıyor.

Bebek odanızın boyutu her ne olursa olsun, işe öncelikle kullanım alanını farklı ihtiyaçlara göre bölerek başlayabilirsiniz. Unutmayın ki planlı bir şekilde dekore edilen bebek odaları size gelecek günlerde çok fazla vakit kazandırabilir. Ayrıca kullanım alanını farklı ihtiyaçlara göre bölerek odanın dekorasyonunu da kolaylaştırmış olursunuz.

Uyku Alanı

Her ne kadar yeni doğan bebekler ilk birkaç hafta ya da birkaç ayı park yatakta ve muhtemelen ebeveynlerinin odasında geçirecek olsalar da kendi odalarındaki beşik ve yataklarını şimdiden hazırlamakta fayda vardır. Çok farklı renk ve tarzda beşik bulabilirsiniz. Satın almadan önce odada beşiği yerleştirmek istediğiniz yerin ölçülerini almayı unutmayın. Sağlık kurallarına uygun malzeme ve boyaların kullanıldığına emin olun. Mümkünse alt değiştirme masası ve dolabını yatağıyla aynı renk ve tarzda seçmeye çalışın.

Alt Değiştirme Alanı

Odanızın büyüklüğü elveriyorsa bir alt değiştirme masası eklemeyi düşünebilirsiniz. Böylece bebe bezi ve alt değiştirme malzemelerini masanın ilgili gözlerine yerleştirerek zamandan tasarruf edebilirsiniz. Odanızda yeterli alan yoksa bir alt değiştirme minderiyle şifoniyerin üstünü de kullanabilirsiniz. Bir dolap içi düzenleyici kullanarak alt değiştirme malzemelerini bebeğinizin dolabına da yerleştirebilirsiniz.

Oturma ve Emzirme Alanı

Bebeğinizi emzirirken odasında uzun saatler geçireceğiniz için mümkün olduğunca rahat bir koltuk seçmenizi öneririz. Mümkünse kol dayama kısımları ahşap olmayan, yumuşak malzemeyle kaplı koltukları seçin zira emzirme esnasında kolunuzu ahşaba dayamak bir süre sonra size sıkıntı vermeye başlayabilir. Emzirme koltuğunun yakınına, otururken ulaşabileceğiniz mesafede bir gece lambası yerleştirin.

Oyun Alanı

Bebekler uzunca bir süre odalarında oyun oynayamayacak olsalar da bebek odasını oyun ihtiyaçlarını da düşünerek dekore etmenizde fayda vardır. Temizlemesi kolay bir halı bebeğinizin rahatça emekleyebilmesine olanak sağlar. Hasır yahut renkli sepetler bebeğinizin oyuncaklarını saklamanız için birebirdir.

Odanın dekorasyonu için deniz, sayılar, hayvanlar gibi genel bir tema seçerek de işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

Yazı boyunca bahsi geçen ürün çeşitlerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Yorgan ve Yastıklar / Bebek Yatakları / Battaniyeler

Dönence ve Işıklar / Uyku Arkadaşları / Oyun Halıları

Ayrıca size ilham vermesi için ilgimizi çeken bazı bebek odalarının resimlerini aşağıda paylaşıyoruz:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

KIŞ YAKLAŞIRKEN…

Çocukların tenleri çok hassastır ve özellikle soğuk kış ayları onların narin elleri, yüzleri yahut dudaklarına zarar verebilir. Havaların soğumaya başladığı bu dönemde çocuklarımızı soğuk havanın kötü etkilerinden nasıl daha iyi koruyabileceğimizden bahsedeceğiz.

Dışarıdaki soğuk hava ve kapalı ortamlardaki sıcak hava nedeniyle çocuklarımızın tenlerinin kurumasına engel olmamız gerekir. Dolayısıyla kış aylarında çocuklarınıza yaz aylarındakine kıyasla daha az banyo yaptırmanız kuruluğu azaltacaktır. Banyoda geçen sürenin nispeten daha kısa olması ve sıcak su yerine ılık su tercih etmeniz de faydalı olacaktır. Banyodan hemen sonra çocuğunuzun cildine uygun bir nemlendirici uygulamanız etkili olabilir. Alkol içermeyen antialerjik ürünler tercih etmenizi öneririz. Mustela Hydra Bebe yahut Bübchen Bebek Nemlendiricisini tavsiye edebiliriz.

Elbette ki kış geldi diye çocuklarımızın istekleri yahut alışkanlıkları değişmeyecektir ve yine her zaman olduğu gibi dışarıda oyun oynamak ya da parka gitmek isteyeceklerdir. Soğuk havalarda çocuğunuzu dışarı çıkarırken pamuklu kıyafetleri tercih edin ve kat kat giydirmeyi unutmayın. Kış güneşi de cilde zarar verebileceğinden çocuğunuzun yüzüne güneş koruyuculu bir krem sürmeniz onu bu olumsuz etkilerden koruyacaktır. Bu iş için özellikle Mustela Cold Cream’i öneririz.

Vücudunun nem dengesini sağlayabilmek için bol bol sıvı almasını sağlayın ve uzun uzun vakit geçirdiğiniz kapalı ortamları nemlendirmeyi unutmayın.

Sağlıklı ve mutlu bir kış dileriz…