Bebeklerimizin Beslenmesi

Görsel

Bebeklerimizin sağlıklı gelişebilmeleri için anne sütünün önemi yadsınamaz. Doğumdan sonraki ilk 4-6 ayda, anne sütü bebek için gerekli tüm besinleri kapsar ve tek başına yeterlidir.

Anne sütünün yeterli olup olmadığına, bebeğin gelişmesinin izlenmesiyle karar verilir. Anne sütü almasına rağmen, ağırlık artışı yeterli düzeyde olmayan bebeklere ek olarak formül mamalar veya formül mama alınamıyorsa uygun oranlarda sulandırılmış inek sütü verilir.

Herhangi bir nedenle, anne sütünden mahrum kalıyorsa, ilk aylar için hazırlanmış formül mamalar tercih edilmelidir. Verilecek formül mama için doktorun önerisinin alınması ve mama hazırlama önerisine uyulması son derece önemlidir.

İçindeki demir yeterli emilemediği, kolay mikroplandığı ve gizli barsak kanamalarına neden olduğu için, zorunlu olmadıkça çocuklara inek sütü verilmemelidir.

Ekonomik nedenlerle inek sütü kullanımının zorunu olduğu durumlarda, ilk ayda yarı yarıya, 2-3-4. aylarda 2 kısım süt, 1 kısım su şeklinde sulandırmak gerekir.

Her çay bardağı süt ölçüsüne 1 tatlı kaşığı şeker, 1 çay kaşığı zeytinyağı ilavesi inek sütünün neden olduğu kabızlığı önler.

4-6 ay arası bebeğin ek gıdalara alıştırıldığı süredir. Ek gıdalara başlarken dikkat edilmesi gereken hususları bir sonraki yazımızda aktaracağız.

KidoMani.com’da çok çeşitli biberon maması ve kavanoz maması bulabilirsiniz.

Emziren Anneler İçin Öneriler

emziren-anne-diyeti

Anne sütünün yetmesi için gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su verilmeden, bebek doğar doğmaz, ilk yarım saat içinde mutlaka emzirilmelidir. Ayrıca anne psikolojik olarak emzirmeye hazır olmalı, sütün yeteceğine inanmalı ve sık aralıklarla emzirmelidir.

Anneye ağır işler yüklenmemeli, eşinden ve çevresinden ilgi ve şefkat görmeli, huzurlu ve mutlu olması sağlanmalıdır.

Anne sütünün yeterli salgılanması, aşağıdaki beslenme örneğinden belirtildiği gibi annenin uygun aralıklarla gerekli gıdalarla birlikte bol sıvı almasıyla mümkündür.

Emziren Anneler İçin Günlük Mönü Örneği:

Kahvaltı: Ihlamur, 1 su bardağı süt (şekerli), 1 yumurta veya peynir, 10 gr. yağ veya zeytin, pekmez veya bal, 1 dilim ekmek, 1 porsiyon veya meyve suyu.

Ara Öğün: Süt (şekerli) veya meyve suyu veya ayran veya şerbet, limonata, komposto

Öğle yemeği: 100 gr. et veya etli bir yemek (sebzeli köfte, balık, tavuk vs.), kurubaklagil yemeği, 1 porsiyon pilav veya makarna, 1 kase yoğurt veya ayran, 1 porsiyon meyve veya suyu, mevsim salatası

Ara Öğün: 1 kibrit kutusu kadar peynir, ekmek, domates veya meyve

Akşam Yemeği: Çorba (sebze, tarhana, mercimek, yoğurtlu çorbalar), 100 gr. et, balık, tavuk veya kıymalı sebze yemeği, 1 kase yoğurt veya sütlü tatlılar, 1 porsiyon meyve, 1 dilim ekmek

Yatarken: 1 su bardağı süt veya sütlü tatlılar veya yoğurt

Anne Sütünün Önemi

Görsel

Anne sütünün besleyici içeriği, sütün dönemine göre, anneden anneye, günden güne ve beslenmeden beslenmeye değişir. Anne sütünün üç farklı dönemsel şekli vardır:

Kolostrum: Emzirmenin ilk günlerinde koyu sarımsı bir sıvı olarak üretilir. bu süt yüksek değerli protein, mineral ve koruyucu faktörler (antikorlar) içerir.

Geçiş sütü: Süt akmaya başladıktan sonra yüksek konsantrasyonlu protein ve mineraller düşme eğilimi gösterir. Enerji düzeyi, yağ ve laktoz yavaş yavaş yükselir. Geçiş dönemi yaklaşık iki hafta sürer.

Olgun süt: Renk olarak açık ve yoğunluk olarak incedir. Her ne kadar olgun anne sütünün içeriğinde değişiklikler olsa da, süt üretiminin bu aşaması en sabit basamak olarak ele alınır ve anne sütünün içeriği konusunda referans olarak kabul edilir.

Bebeğin sağlıklı gelişmesi, büyümesi ve hastalıklardan korunması için en iyi gıda anne sütüdür. İlk 4 – 6 ay süresince anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içerir ve tek başına yeterlidir. Anne sütü verilmesi ile anne çocuk ilişkisi de en iyi şekilde sağlanmış olur. Çocukta mutluluk ve güven duygusu gelişir.

Bir sonraki blog yazımızda anne sütünün yeterli salgılanması için beslenme önerilerinde bulunacağız.

KidoMani.com’da halihazırda indirimdeki emzirme ürünlerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Kraft Smart AV33 Elektrikli Göğüs Pompası:

http://www.kidomani.com/Kraft-Smart-AV33-Elektrikli-Gogus-Pompasi,PR-3173.html

Chicco 4’lü Süt Saklama Kapları:

http://www.kidomani.com/Chicco-4-lu-Sut-Saklama-Kaplari,PR-1152.html

Okula Dönüşte Yaşanan Sorunlar

Image

Yoğun geçen bir yazın ardından kış sezonuyla birlikte blog yazılarımıza da tüm hızımızla geri dönüyoruz. Annelerin hem kendileri hem de bebeklerine dair tüm ihtiyaçlarını online alışveriş rahatlığıyla karşılayabilecekleri bir adres olma hedefiyle yola çıkan KidoMani.com’da 4000’i aşkın ürünle başlayan maceramızda ürün sayımız 7000’i aşmış durumda diyerek blog yazımıza, yani çocukların – ve dolayısıyla ailelerin – yaz tatili sonrasında okul sezonunun başlamasıyla birlikte yaşadıkları sorunlara dönebiliriz.

Deniz, güneş ve eğlenceyle dolu bir yaz tatilinin ardından okula dönmek çocuklar için zor bir süreçtir. Okula geri dönen çocuklar, yaz tatili esnasında yüzleşmedikleri duygusal, sosyal ve eğitimle ilgili bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalır. Bu sorunların arasında eski arkadaşlarıyla aynı sınıfta olup olamayacaklarına dair endişelerden tutun da öğretmenlerle olan ilişkileri, anne babalarını tatilde olduğu kadar sık göremeyecek olmanın yarattığı sıkıntı ve hatta öğle yemeğini kiminle yiyeceklerine dair endişelere varıncaya dek pek çok sorun sayılabilir.

Bu gibi sorunlarla başa çıkmak için bir takım önerilerde bulunabiliriz:

1. Endişeleri belirleyip konuşun: Eğer çocuğunuz kreşe, ana okuluna yahut ilkokula başlayacak ya da bir okul değişikliği yapacaksa endişe duyması son derece normaldir. Çocuğunuzda böyle bir duygu durumu fark ettiyseniz onunla konuşabilir, bu gibi endişelere yalnızca kendisinin değil pek çok arkadaşının kapıldığından bahsedebilir ve kendi okula başlama deneyimlerinizi aktarabilirsiniz.

2. Okula dönüş partisi düzenleyin: Çoğu çocuk okullar açılmadan birkaç hafta önce endişe duymaya başlayacağından yaz tatili boyunca görmediği arkadaşlarını davet edebileceğiniz küçük çaplı bir ‘okula dönüş’ partisi düzenleyebilirsiniz.

3. Erken kalkın: Özellikle okulun ilk gününde normal şartlar altında kalkmanız gereken saatten en az 10-15 dakika önce kalkıp çocuğunuzu da erken kaldırın. Böylelikle kahvaltı etme, onunla biraz daha konuşma ve acele etmeden hazırlanma şansına sahip olabilirsiniz.

4. Desteğinizi hatırlatın: Çocuklarınıza kendilerini kötü hissettiklerinde sizinle konuşabileceklerini ve onlara her zaman destek olacağınızı bir kez daha hatırlatın.

5. Okulla önceden görüşün: Çocuğunuzun gittiği/gideceği okulla önceden görüşüp halihazırda bildiğiniz rutinlerde değişiklik olup olmadığını öğrenin. Varsa bunlar hakkında bilgi alıp çocuğunuza aktarın.

Elbette ki yaşanan sorunlar ve işe yarayacak çözümler kişiden kişiye değişiklik gösterecektir, fakat her ne olursa olsun sağlıklı bir iletişimin üstesinden gelemeyeceği bir sorun olmadığını unutmayın.

Bebeklerle İletişim

Image

Bebekler doğdukları andan itibaren çıkardıkları sesler, yüz ifadeleri ve/veya el kol hareketleriyle iletişim kurmaya başlar. Dertlerini bu şekilde ifade etme çabaları yetişkinlerden bir takım tepkiler çekmeye başladığındaysa iletişim kurma becerileri gitgide artar.

Bebeğinizin ağlayışı yahut hareketleri genellikle o anki ihtiyacına göre değişiklik gösterir ve siz de bunu zaman içinde öğrenerek isteklerini daha rahat bir şekilde anlamaya başlayabilirsiniz. Bebekler aynı zamanda dış uyaranların – ışık, ses, gürültü gibi – fazla olduğu ortamlarda herhangi bir fiziksel sebep olmadan da ağlayabilirler.

Bebekler insan sesiyle diğer sesleri birbirinden ayırt edebilirler. Dolayısıyla onunla konuştuğunuzda nasıl tepkiler verdiğine dikkat edebilirsiniz. Örneğin pusetinde ağlayan bebeğinize yaklaştığınızda geldiğinizi fark edip hemen nasıl sakinleştiğini, yahut siz onunla konuşurken başka bir yöne bakıyor olsa bile sesinize nasıl kulak verdiğini görebilirsiniz. Ve bebeğinizin doğumundan sonraki ilk ay içinde o eşsiz ilk gülümsemesiyle karşılaşabilirsiniz.

Bebeklerin her günün aynı zaman diliminde ağlama krizleri yaşamalarına sıklıkla rastlanır ve bu krizler genellikle akşamüzeri saatlerinde yahut güneş battıktan sonra başlar ve gece yarısına kadar dahi sürebilir. Bu şekilde en az 3 hafta boyunca haftada en az 3 gün ağlama krizi yaşayan bebeklerin durumuna kolik adı verilir. Her ne kadar rahatsızlık verici bir süreç olsa da kısa bir sürede kendi kendine geçeceğini bilmek sizi rahatlatabilir. Çoğu bebek genellikle 3-4 aylıktan sonra bu süreci atlatmış olurlar.

Bebeğiniz normalden uzun bir süre boyunca ağlıyor ve ağlaması size her zamankinden farklı geliyorsa doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır.

Bebeğinizle konuşurken sert ve ani yüksek ses kullanımından kaçının zira bu onu korkutup ağlamasına neden olacaktır. Benzer şekilde siz her telefon görüşmesi yaptığınızda ağlamaya başlarsa da şaşırmayın. Bebekler onlarla ilgilenmediğinizde bunu anlarlar.

Ve hepsinden önemlisi bebeğiniz sizi henüz anlamıyor bile olsa onunla bir yetişkinle konuşur gibi konuşmaya devam edin. Ona gün içinde yaptıklarınızı anlatın. Böylelikle dile dair sesleri gündelik hayatla ilişkilendirmeye başlayacaktır. 

Çocuklarda Paylaşma Duygusu

Image

Çocuklarımız büyüdükçe onların diğer çocuklarla sorun yaşamadan ve eğlenerek oynayabilmelerini isteriz. Fakat bu çoğu zaman çocuklarımızın paylaşımcı davranmalarını gerektirir. Paylaşımcılık doğuştan gelen bir özellik değildir, öğrenilir ve ebeveynler zaman zaman çocuklarının gelişim dönemlerine uygun olmayan zamanlarda paylaşım beklerler. Oysa küçük çocuklar ‘senin olan her şey aynı zamanda benimdir’ dürtüsüyle hareket ederler ve en son istedikleri şey de paylaşmaktır. 

Elbette ki yaşları büyüdükçe hayatta her zaman istediklerini elde etmekten daha önemli şeyler olduğunu da anlayacaklardır fakat o zamana kadar oyun alanındaki ‘itiş-kakış’ esnasında hakemlik yapmanız gerekebilir. 

Peki ama paylaşma duygusu doğuştan gelmiyor ve öğretilebiliyorsa çocuklarımızın paylaşmayı öğrenmeleri için neler yapabiliriz? İşte bazı öneriler: 

  • Onlara örnek olun. Her zaman olduğu gibi çocuklar ebeveynlerini model alırlar ve bu durum paylaşma duygusu için de geçerlidir. Örneğin ona iyi bir örnek oluşturabilmek için evde bir sandviç ya da çikolata yiyorsanız onu yanınıza çağırıp paylaşabilirsiniz. Bu son derece basit davranış dahi paylaşmanın önemini anlayabilmesi için bir fırsattır. 
  • Arkadaşlarıyla yahut kardeşleriyle paylaşımda bulunduğunu gördüğünüzde sarf edeceğiniz yüreklendirici birkaç cümle çocuğunuzun kendisini daha iyi hissetmesini ve bu davranışı yinelemek istemesini sağlayacaktır. 
  • Çocuklarınız üç yaşına gelene dek paylaşmalarını beklemeyin. 
  • Eğer çocuklar bir oyuncak için kavga ediyorlarsa oyuncağı ellerinden alın ve onu kavga etmeden paylaşabilecekleri bir çözüm bulduklarında geri alabileceklerini söyleyin. 
  • Paylaşmanın madde paylaşımından fazlası olduğunu öğretin. Zamanın, duyguların, fikirlerin de paylaşılabileceğini öğretin. 
  • Çocuklarınıza öncelikle paylaşmanın gerekçelerini anlatın. Örneğin çocuğunuz okula gidiyorsa paylaşım şarttır. Çünkü okuldaki araç gereçler ve oyuncaklar çocuğa değil okula aittir ve okuldaki tüm çocukların kullanımına açıktır. 

 

 

 

 

Çocuklar için Yemek Düzeni

eating

Büyüme ve gelişme dönemlerinde çocuklarımızın her daim yüksek kalori ve protein almaları gerekir. Açken huzursuz, keyifsiz ve rahatsız görünürler. Fakat eğer çocuklar için bir yemek düzeni oluşturabilir ve bunu uygulayabilirseniz hem siz rahatlarsınız hem de çocuklarınız düzenli yemenin faydalarını görür. Ayrıca yemek düzenini bir rutine oturtabilirseniz aile fertlerinin yemek saatlerinde birlikte vakit geçirebilmesini de sağlayabilirsiniz.

Elbette ki çocuğunuz büyüdükçe onu siz istediğiniz zaman yemeğe oturtmanız güçleşecektir. Bağımsız bir birey olduğunun farkına vardıkça yemek zamanlarını bir güç gösterisine dönüştürmeye çalışabilir. Elbette ki çocuklarımızla yemek hakkında çatışmaya girmek istemeyiz, bu nedenle basit bazı kurallar koyarak bu süreci kolaylaştırabiliriz:

  • Yemek saati yaklaştığında atıştırmalık herhangi bir şey yenmemeli. Ne de olsa gün boyu ufak tefek bir şeyler atıştıran çocuklar yemek saati geldiğinde acıkmış olmazlar.
  • Çocuklarımızın mideleri yüksek kalori ihtiyaçlarıyla ters orantılı bir şekilde küçük olduğundan zaman zaman atıştırma yapmaları kaçınılmazdır. Bu atıştırma ihtiyaçlarını meyve, yoğurt ve tam tahıllı ürünler gibi besinlerle karşılayabilirsiniz.
  • Çocuklarınızla sağlıklı ve düzenli beslenmenin önemi hakkında konuşup, bunun onu ne kadar güçlü ve uzun boylu kılacağını hatırlatabilirsiniz.
  • Çocuğunuz yemek yemek istemese dahi sofrada yanınızda oturmasını isteyin. Ailecek yenen yemekler çocuğunuzun sosyal gelişimine katkı sağlayacaktır.

Çocuklarınızın uygulamaya çalıştığınız yemek düzenine katkıda bulunmalarını sağlamanızın da faydası olacaktır. Örneğin onunla mutfak alışverişine çıkabilir ya da yemek yapımı yahut sofranın kurulması esnasında size yardımcı olmasını isteyerek sürece dahil edebilirsiniz.