Okula Dönüşte Yaşanan Sorunlar

Image

Yoğun geçen bir yazın ardından kış sezonuyla birlikte blog yazılarımıza da tüm hızımızla geri dönüyoruz. Annelerin hem kendileri hem de bebeklerine dair tüm ihtiyaçlarını online alışveriş rahatlığıyla karşılayabilecekleri bir adres olma hedefiyle yola çıkan KidoMani.com’da 4000’i aşkın ürünle başlayan maceramızda ürün sayımız 7000’i aşmış durumda diyerek blog yazımıza, yani çocukların – ve dolayısıyla ailelerin – yaz tatili sonrasında okul sezonunun başlamasıyla birlikte yaşadıkları sorunlara dönebiliriz.

Deniz, güneş ve eğlenceyle dolu bir yaz tatilinin ardından okula dönmek çocuklar için zor bir süreçtir. Okula geri dönen çocuklar, yaz tatili esnasında yüzleşmedikleri duygusal, sosyal ve eğitimle ilgili bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalır. Bu sorunların arasında eski arkadaşlarıyla aynı sınıfta olup olamayacaklarına dair endişelerden tutun da öğretmenlerle olan ilişkileri, anne babalarını tatilde olduğu kadar sık göremeyecek olmanın yarattığı sıkıntı ve hatta öğle yemeğini kiminle yiyeceklerine dair endişelere varıncaya dek pek çok sorun sayılabilir.

Bu gibi sorunlarla başa çıkmak için bir takım önerilerde bulunabiliriz:

1. Endişeleri belirleyip konuşun: Eğer çocuğunuz kreşe, ana okuluna yahut ilkokula başlayacak ya da bir okul değişikliği yapacaksa endişe duyması son derece normaldir. Çocuğunuzda böyle bir duygu durumu fark ettiyseniz onunla konuşabilir, bu gibi endişelere yalnızca kendisinin değil pek çok arkadaşının kapıldığından bahsedebilir ve kendi okula başlama deneyimlerinizi aktarabilirsiniz.

2. Okula dönüş partisi düzenleyin: Çoğu çocuk okullar açılmadan birkaç hafta önce endişe duymaya başlayacağından yaz tatili boyunca görmediği arkadaşlarını davet edebileceğiniz küçük çaplı bir ‘okula dönüş’ partisi düzenleyebilirsiniz.

3. Erken kalkın: Özellikle okulun ilk gününde normal şartlar altında kalkmanız gereken saatten en az 10-15 dakika önce kalkıp çocuğunuzu da erken kaldırın. Böylelikle kahvaltı etme, onunla biraz daha konuşma ve acele etmeden hazırlanma şansına sahip olabilirsiniz.

4. Desteğinizi hatırlatın: Çocuklarınıza kendilerini kötü hissettiklerinde sizinle konuşabileceklerini ve onlara her zaman destek olacağınızı bir kez daha hatırlatın.

5. Okulla önceden görüşün: Çocuğunuzun gittiği/gideceği okulla önceden görüşüp halihazırda bildiğiniz rutinlerde değişiklik olup olmadığını öğrenin. Varsa bunlar hakkında bilgi alıp çocuğunuza aktarın.

Elbette ki yaşanan sorunlar ve işe yarayacak çözümler kişiden kişiye değişiklik gösterecektir, fakat her ne olursa olsun sağlıklı bir iletişimin üstesinden gelemeyeceği bir sorun olmadığını unutmayın.

Reklamlar

Bebeklerle İletişim

Image

Bebekler doğdukları andan itibaren çıkardıkları sesler, yüz ifadeleri ve/veya el kol hareketleriyle iletişim kurmaya başlar. Dertlerini bu şekilde ifade etme çabaları yetişkinlerden bir takım tepkiler çekmeye başladığındaysa iletişim kurma becerileri gitgide artar.

Bebeğinizin ağlayışı yahut hareketleri genellikle o anki ihtiyacına göre değişiklik gösterir ve siz de bunu zaman içinde öğrenerek isteklerini daha rahat bir şekilde anlamaya başlayabilirsiniz. Bebekler aynı zamanda dış uyaranların – ışık, ses, gürültü gibi – fazla olduğu ortamlarda herhangi bir fiziksel sebep olmadan da ağlayabilirler.

Bebekler insan sesiyle diğer sesleri birbirinden ayırt edebilirler. Dolayısıyla onunla konuştuğunuzda nasıl tepkiler verdiğine dikkat edebilirsiniz. Örneğin pusetinde ağlayan bebeğinize yaklaştığınızda geldiğinizi fark edip hemen nasıl sakinleştiğini, yahut siz onunla konuşurken başka bir yöne bakıyor olsa bile sesinize nasıl kulak verdiğini görebilirsiniz. Ve bebeğinizin doğumundan sonraki ilk ay içinde o eşsiz ilk gülümsemesiyle karşılaşabilirsiniz.

Bebeklerin her günün aynı zaman diliminde ağlama krizleri yaşamalarına sıklıkla rastlanır ve bu krizler genellikle akşamüzeri saatlerinde yahut güneş battıktan sonra başlar ve gece yarısına kadar dahi sürebilir. Bu şekilde en az 3 hafta boyunca haftada en az 3 gün ağlama krizi yaşayan bebeklerin durumuna kolik adı verilir. Her ne kadar rahatsızlık verici bir süreç olsa da kısa bir sürede kendi kendine geçeceğini bilmek sizi rahatlatabilir. Çoğu bebek genellikle 3-4 aylıktan sonra bu süreci atlatmış olurlar.

Bebeğiniz normalden uzun bir süre boyunca ağlıyor ve ağlaması size her zamankinden farklı geliyorsa doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır.

Bebeğinizle konuşurken sert ve ani yüksek ses kullanımından kaçının zira bu onu korkutup ağlamasına neden olacaktır. Benzer şekilde siz her telefon görüşmesi yaptığınızda ağlamaya başlarsa da şaşırmayın. Bebekler onlarla ilgilenmediğinizde bunu anlarlar.

Ve hepsinden önemlisi bebeğiniz sizi henüz anlamıyor bile olsa onunla bir yetişkinle konuşur gibi konuşmaya devam edin. Ona gün içinde yaptıklarınızı anlatın. Böylelikle dile dair sesleri gündelik hayatla ilişkilendirmeye başlayacaktır.